HAHO (HAHULİ) Manastırı

Haho Manastırı, Erzurum İli, Tortum İlçesi, Bağbaşı Köyü’ndedir. Manastır, Haho çayının solundaki tarıma elverişli düzlükte, 300 metre kuzeydoğusundaki kalesiyle korunaklı bir yerde kurulmuştur. Manastırdan günümüze, 3 metreye ulaşan bir çevre duvarı içinde bir kilise ile birlikte iki şapel ve çevre duvarı dışında altı şapel daha ulaşmıştır.

Yazılı dönem kaynaklarında, manastırın Gürcü Kralı Kuropalat David (krallığı, 961-1001) tarafından, 978-1001 yılları arasında inşa ettirildiği ve manastır kilisesinin Meryem Ana’ya adandığı belirtilir. Haho Manastırı, kısa sürede seçkin din adamlarının yetiştirildiği ve küçük el sanatları için önemli bir merkez haline gelmiştir. Çok büyük bir sanatsal değer taşıyan ve günümüzde Tiflis Devlet Sanat Müzesi’nde korunan Hahuli Triptiği’nin ortasındaki Meryem ikonu da Haho Manastırı’nda yapılmıştır.

1556 tarihinde burada üretilen bir elyazmasından manastırın, halen işlevini sürdürdüğü tespit edilir. Bölgenin Türklerin denetimi altına geçmesinden sonra Haho Manastırı Kilisesi camiye çevrilir. 20. yüzyılın başındaki Rus işgali sırasında kısa bir süreliğine kilise olarak kullanılmış; Rusların çekilmesinden sonra tekrar cami olmuştur. 1981 yılında TC. Kültür Bakanlığı tarafından tescil edilerek korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları arasına alınmıştır.
Haho Manastırı Kilisesi, sonradan eklenen batı ve güneydeki bölüm hariç, yaklaşık 27.00×19.00 m. boyutlarında haç planlıdır. Yapıya giriş batı haç kolunun güney duvarındaki kapıdan sağlanır.

Kare planlı orta mekan, doğuda apsis duvarlarına, batıda iki serbest destek üzerine oturan 25.00 m. yüksekliğindeki kubbe ile örtülüdür. Merkezi mekan dört yönde, haç kollarıyla genişletilmiştir. Doğu haç kolu, zemini 70 cm. daha yüksek tutulan apsisle sonlanır. Apsisin iki yanında birer katlı iki oda bulunur. Diğer haç kollarına göre iki kat daha uzun olan batı haç kolu, iki sıra sütun düzenlemesi ile üç nefe ayrılmıştır. Kilise sekizi kubbe kasnağında olmak üzere onaltı pencere ile aydınlatılır. 11. ve 12. yüzyıllarda batı haç kolunun batı, kuzey ve güneyine yeni mekanlar eklenmiştir. Kilisenin içinden bu mekanlara geçişi sağlayan batı ve kuzeydeki giriş açıklıkları, Kilise cami olarak kullanılmaya başlanmasından sonra kapatılmış; haç koluna, kadınların ibadet etmesi için bir ahşap kat ve güney haç koluna mihrap ile minber eklenmiştir.

Özgününde kilisenin içi duvar resimleri ile kaplı iken günümüze kubbe içinde İncil ve Tevrat konulu iki sahne ile apsiste ayakta duran melek ve aziz tasvirleri ulaşmıştır. Kubbenin ortasında İsa’nın göğe çıkışını simgeleyen, koyu mavi zemin üzerinde yükselen, mücevherlerle bezenmiş haç tasviri bulunur. Kubbe eteğinde ise Tevrat’taki, Buzi’nin oğlu Kahin Zekeriya’nın Rüyasında İsa’nın geleceğinin müjdelendiği sahne yer alır. Bu sahnede, dört kanatlı atın koşulduğu iki tekerlekli araba, üzerinde ayaktaki sürücüsü ve arkasında bir melek resmedilmiştir.

Kilisenin dış duvarları düzgün kesme taşlarlarla örülmüştür. Kasnak, duvara yapışık ikili sütunçeler ve yuvarlak kemerli düzenleme ile hareketlendirilmiştir. Sütuncelerin başlıklarından birinde kartal avını yakalamış halde gösterilmiş diğerleri bitkisel motiflerle bezenmiştir. Pencere kemerlerinde koyu kırmızı ve lacivert taşlar kullanılarak çok renklilik vurgulanır. Kubbenin konik çatısı, İşhan Kilisesi’nde olduğu gibi koyu kırmızı ve gri, parlak sırlı kiremitlerle kaplanmıştır. Kilisenin kubbe kasnağı ve cephelerindeki pencere kemerleri, yoğun biçimde bitkisel ve geometrik motiflerle bezenmiştir. Güney haç kolu duvarındaki pencerenin üzerinde, yüksek kabartma tekniğinde bir kartal avını yakalamış halde gösterilmiştir.

Kilisenin güney girişinin çevresi, kabartma tekniğindeki bezemelerle süslenmiştir. Ancak bu süslemelerin bir kısmı, batı haç koluna sonradan eklenen revaklı bölümün sütunları arkasında kalmıştır. Girişin üzerinde dört melek tarafından taşınan haçın göğe yükselişi gösterilmiştir. Girişin doğu yanında üstte elindeki anahtarla “Göklerin Kapısının Bekçisi Havari Petrus” onun altında “Yunus Peygamber’in Balina Tarafından Yutulması” ve onun altında horoz ve arslan kabartmaları bulunmaktadır. Girişin batı yanında üstte Büyük İskender’in Göksel Yolculuğu olarak yorumlanan bir sahne ile onun altında bir grifon ve aslan-boğa mücadelesi gösterilmiştir. Kapının sağ yanındaki sütun başlığında ise arslan-geyik mücadelesi görülür.

Kilisenin güneyindeki şapel iyi bir halde korunmuştur. Şapelin batı giriş kapısı üzerinde, alt kolundan yapraklar çıkan bir haç kabartması bulunur. Doğu duvarı ise iki niş ve pencere kemeri üzerindeki süslemelerle hareketlendirilmiştir. Kilisenin kuzeyindeki iki katlı şapelin örtüsü tamamen yıkılmış kripta girişi toprakla kapanmıştır. Çevre duvarı dışındaki altı şapelden dördü kilisenin 150 m. güneyindeki yamaca dağılmış; biri kilisenin 200 m. güneydoğusunda diğeri ise kilisenin 1 km. batısında bulunan bir tepenin doruğuna konumlanmıştır. Yaklaşık aynı boyutlarda olan şapellerin tümü, tek nefli ve tonoz örtülüdür. İki basamaklı yükselti üzerinde yeralan şapellerin mekan düzenlemeleri ve duvar teknikleri bakımından ortak mimari özellikler yansıtması nedeniyle manastır kilisesi ile aynı döneme tarihlenirler.

paylaş

proje

datur